Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş yada Kayıt.    Kayıp Parola?

Tevessül Hakkında Soru ve Cevap
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
Alta gitSayfa: 1
BAŞLIK: Tevessül Hakkında Soru ve Cevap
#78
Tevessül Hakkında Soru ve Cevap 7 Yıl, 5 Ay önce Karma: -10
AddThis Social Bookmark Button
Soru:Bazı insanlar,Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’e îmân etmek, O’nu sevmek ve itaat etmekle tevessülde bulunmayı, O’nun zâtı ve şânıyla tevessülde bulunmakla karıştırmaktadırlar.Aynı şekilde Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken kendisinden duâ etmesini isteyip tevessülde bulunmayı, vefâtından sonra duâ etmesini isteyip tevessülde bulunmakla karıştırmaktadırlar.Bu sebeple, câiz olan tevessül ile câiz olmayan tevessül birbirinden ayırt edilememektedir.Bu karmaşık durumu ortadan kaldırıp bu konuda müslümanlara yanlışı doğru gösteren hevâ sahiplerine cevap olabilecek geniş bir açıklama yapar mısınız.

Cevap:Şüphesiz ki birçok kimse, bilgisizlikten dolayı bu konuda onları uyaracak ve onlara hakkı gösterecek kimselerin azlığından dolayı câiz olan ile câiz olmayan tevessülü birbirinden ayırt edememektedir.

Bilindiği gibi, câiz olan ile câiz olmayan tevessül arasında büyük fark vardır.Câiz olan tevessül, Allah Teâlâ’nın peygamber-ler göndermesi, kitaplar indirmesi, cinleri ve insanları yaratmasının nedeni olan yalnızca Allah Teâlâ'ya ibâdet etmek, O’nu ve elçisi Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’i ve daha önce gönderilen bütün peygamberleri ve mü’minleri sevmek, ölümden sonra yeniden dirilip hesaba çekilme, cennet ve cehennem gibi Allah Teâlâ ve elçisi Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in haber verdiği her şeye îmân etmektir. Bütün bunlar, cehennem azabından kurtulup cennete girmenin, dünya ve âhirette saâdete ermenin meşrû yollarından birisidir.

Güzel isimlerini, yüce sıfatlarını ve sevgisini vesîle kılarak Allah Teâlâ’ya yalvarmak, O’na îmân etmek ve O’nun rızâsını elde etmek, cennetini kazanmak, dünya ve âhirette sıkıntılardan kurtulup işlerinin kolaylaşmasını sağlaması için Allah Teâlâ'nın kullarına emrettiği her iyi davranışta bulunmak da câiz olan tevessüldendir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:

{ وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مَخْرَجًا * وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لا يَحْتَسِبُ } [سورة الطلاق من الآيتين: 2-3]

"Her kim, (emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmak sûretiyle) Allah’tan korkarsa, Allah ona (her sıkıntıdan) bir çıkış yolu yaratır. Ve ummadığı yerden ona rızık verir."Talak süresi 2-3

{وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا} [سورة الطلاق من الآية: 4]

"Her kim, Allah’tan korkarsa, Allah (dünya ve âhirette her) işinde ona bir kolaylık verir.Talak süresi 4

{وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُعْظِمْ لَهُ أَجْرًا} [سورة الطلاق من الآية: 5]

"Her kim, Allah’tan korkarsa, Allah onun kötülüklerini örter ve (âhirette) onun mükâfatını artırır.Talak süresi 5

{إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ} [سورة الحجر الآية: 45]

"Şüphesiz ki muttakîler (takvâ sahipleri), cennetlerde ve pınar başlarında olacaklardır."Hicr süresi 45

{إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتِ النَّعِيمِ} [سورة القلم الآية: 34]

"Hiç şüphesiz ki (emirlerini yerine getirmek ve yasakların-dan sakınmak sûretiyle Allah’tan korkan) takvâ sahipleri için (âhirette) Rableri katında (kalıcı) nimetler olan cennetler vardır."Kalem süresi 34

{يِا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إَن تَتَّقُواْ اللَّهَ يَجْعَل لَّكُمْ فُرْقَاناً وَيُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ} [سورة الأنفال الآية: 29]

"Ey îmân edenler! Eğer (emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmak sûretiyle) Allah’tan korkarsanız, O da size (dünyada) bir çıkış yolu ve kurtuluş yaratır, (geçmiş) günahla-rınızı örter ve sizi bağışlar.Allah büyük lütûf sahibidir."Enfal süresi 29

Âyette geçen Furkân kelimesi, ilim, hidâyet ve hakkı bâtıl-dan ayırt eden huccet demektir. Bu anlamda birçok âyet vardır.

Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’i sevmek, O’nun Allah Teâlâ’nın elçisi olduğuna îmân etmek ve O’nun şeriatına uymak da câiz olan tevessüldendir. Çünkü bütün bunlar, salih ameller-den ve insanı Allah Teâlâ’ya yaklaştıran en büyük vesîlelerdendir.

Fakat Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in makamı, zâtı veya hakkıyla veyahut da diğer peygamberlerin ve salih kişilerin zâtları veya haklarıyla tevessülde bulunmaya gelince, bu dînde aslı olmayan bid’atlardandır.Bilakis bu, insanı şirke götüren yollardan-dır.Zirâ insanlar içerisinde Rasûlullah--sallallahu aleyhi ve sellem-’in hakkını en iyi bilen sahâbe olmasına rağmen, onlar böyle bir şey yapma-mışlardır.Şayet bu davranış hayırlı bir davranış olsaydı, onlar bu hususta bizden önce davranırlardı.

Nitekim Ömer-Allah ondan râzı olsun- zamanında yağmur yağma-yıp kuraklık meydana gelince, sahâbe Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrine gidip O’nunla tevessülde bulunmamış ve kabrinin yanında duâ etmemişlerdi.Aksine Ömer-Allah ondan râzı olsun- Allah'ın yağmur yağdırması için, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in amcası Abbas b. Abdulmuttalib’den-Allah ondan râzı olsun- duâ etmesini istemiş ve minberdeyken şöyle demiştir:

"Allahım! Hiç şüphe yok ki bizler, kuraklık zamanında peygamberin (Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-) ile sana tevessül-de bulunurduk, sen de bizlere yağmur yağdırırdın. Şimdi bizler, peygamberinin amcası (Abbas) ile sana tevessülde bulunuyoruz. Bizlere yağmur yağdır, demiş, insanlar da Allah’tan yağmur yağdırması için duâ etmişlerdi."Buhari ve Müslim

Sonra Abbas’a-Allah ondan râzı olsun- duâ etmesini emretti, Abbas da duâ etti, müslümanlar da onun duâsına âmin dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ onlara yağmur yağdırmıştır.

Yine, Buhârî ve Müslim’in sahihlerinde bulunan meşhur "Mağara Arkadaşları Kıssası" da buna örnektir.Kıssanın özeti şöyledir:

Bizden önceki topluluklardan birisinde üç arkadaş yolda giderlerken sağanak bir yağmura yakalanırlar.Yağmurdan korun-mak için bir mağaraya sığınırlar.Mağaraya girer girmez dağdan yuvarlanan kaya mağaranın kapısını onların üzerine kapatır. Kayayı kaldırmaya güçleri yetmez.Bunun üzerine aralarında şöyle derler:

"Salih amellerimizi vesîle kılarak Allah’a yalvarmaktan başka hiçbir şey bizi bu durumdan kurtaramaz."

Ardından Allah Teâlâ’ya yalvarıp O’ndan yardım istemeye başlarlar.Onlardan birincisi,anne ve babasına iyilikte bulunmasını, ikincisi imkânı olduğu halde zinâdan vazgeçmesini, üçüncüsü ise emâneti sahibine iâde etmesini vesîle kılarak Allah Teâlâ’ya tevessülde bulunur. Bunun akabinde Allah Teâlâ kayayı ortadan kaldırıp mağaranın ağzını açar, onlar da hep birlikte dışarı çıkıp giderler.

Bu kıssa salih amellerin, keder ve üzüntüyü gidermenin, zor ve sıkıntılı durumlardan kurtulmanın, dünya ve âhirette her türlü zorluklardan kurtuluşa ermenin nedeni olduğuna dâir en büyük delildir. Ancak falancanın makamı veya hakkı veyahut da zâtıyla tevessülde bulunmak, çirkin bid’atlardan ve şirke götüren yollar-dandır.Bu davranış, şirke götüren ve hiç de hoş görülmeyen bid’atlardandır.Ölülere yalvarıp onlardan yardım istemek de, büyük şirktir.

Sahâbe-Allah onlardan râzı olsun-, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken ondan kendileri için duâ etmesini, yağmur yağma-dığı ve kuraklık olduğunda da Allah Teâlâ’nın yağmur yağdırması için ondan duâ etmesini isterlerdi.

Yine Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- kendileriyle birlikte iken onlara fayda verecek her şey için onun şefaatçi olmasını isterlerdi.Fakat Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- vefât ettikten sonra ondan hiçbir istekte bulunmamışlar, kabrine de gidip kendilerine şefaatçi olmasını veya bunun gibi hiçbir istekte bulunmamışlardır. Çünkü sahâbe, vefâtından sonra bu işin câiz olmadığını, bunun ancak o hayatta iken câiz olduğunu çok iyi biliyorlardı.

Mü’minler, cennete girebilmek için kıyamet günü kendileri-ne şefaatçi olmaları için sırasıyla önce Âdem’e, sonra Nûh’a, sonra İbrahim’e, sonra da Musa’ya geleceklerdir. -Allah’ın salât ve selâmı, hepsinin üzerine olsun- Ancak hepsi de özür beyan ederek:
"Ben, ancak kendimden sorumluyum. Benden başkasına gidin" diyecek ve şefaatçi olamayacağını söyleyecektir.

Sonra İsa’ya geleceklerdir.Fakat o da özür beyan ederek Peygamberimiz Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’e gitmelerini isteyecektir. Bunun üzerine mü’minler Peygamberimize gelecek-lerdir. O da onlara:

"Şefaat etme hakkı benimdir, şefaat etme hakkı benimdir" diyecektir.Çünkü Allah Teâlâ, şefaat etme yetkisini kendisine vereceğini vâdetmiştir.

Ardından Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâla’nın huzuruna gelip secdeye kapanacak, O'na en güzel övgülerde bulunacak ve kendisine şöyle deninceye kadar secdede kalacaktır:

"(Ey Muhammed!) Başını kaldır.Söyle, söylediğin dinlene-cektir (yerine getirilecektir).İste, istediğin verilecektir. Şefaat et, şefaatin kabul edilecektir" denilecektir.

Bu hadis, Buhari ve Müslim’in sahîhlerinde sâbit olup meşhûr "Şefaat Hadisi" olarak bilinmektedir.

Allah Teâla’nın İsrâ sûresinde:

{عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا} [سورة الإسراء الآية: 79]

"(Ey Muhammed! Kıyâmet günü insanlara şefaatçi olman için) Rabbinin, seni övülen makama göndereceğini umabilirsin.”İsra süresi 79
diye buyurduğu "Makam-ı Mahmûd", işte budur.

Allah Teâlâ, Muhammed’e, âline, ashâbına ve onlara en güzel bir şekilde uyanlara salât ve selâm eylesin ve bizleri de onun şefaatine nâil eylesin.Çünkü O, (duâları) işiten ve (kendisine duâ edenlere) yakın olandır.(İslamın 5 rüknü ile ilgili soru cevaplar Bin Baz rahımullah)
editor
Administrator
Gönderiler: 82
graph
Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Son Düzenleme: 12/04/2010 00:13 Düzenleyen editor.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
Üste gitSayfa: 1

Üye Giriş Formu

Allah yaratılış gayesi yaratılışgayesi davet muhammed melek Kuran Sünnet hadis ayet cennet, cehennem, islam, insan, yazılı, sesli, video, yayın, ebu, said, enes, canlı, tv, abdurrahman, musa, isa, ibrahim, nuh, ıstılah, sohbet, albani, buhari, muslim, tirmizi, nesai, ibn, mace, taberi, kesir, kurtubi, sitte, ebu, davut, davud, sunen, dua,  büyü, cin, sihir, tılsım, ahmed, korunma, edeb, rukye, oruç, namaz, kurban, bayram, ramazan, fıtrat, tevhid, uluv, risale, tahkik, menhec, tahric, nur, muaz, zaman, sema, arş, cübbeli, harun, isa, yahya, vahiy, islami, video, islamivideo, mesnevi, mevlana, guraba, kitap, al, oku, öğren, cd, indir, download, ebu said tasavvuf mevlana fetva ayet ebusaid kitap kays leyla mecnun celalettin celaleddin rumi kimya zahir tecelli vasıf tanımak nitelemek hadis ilim  amel iman nas iman ıstılahşeriathakikathükümkuran sünnet küfür şirk tevhid sünnet kalp hayat zikir iman

Şu anda 1832 ziyaretçi çevrimiçi