Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş yada Kayıt.    Kayıp Parola?

Tahrîf-Ta’tîl-Tekyîf-Temsîl ve Teşbîh-İlhâd
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
Alta gitSayfa: 1
BAŞLIK: Tahrîf-Ta’tîl-Tekyîf-Temsîl ve Teşbîh-İlhâd
#49
Tahrîf-Ta’tîl-Tekyîf-Temsîl ve Teşbîh-İlhâd 7 Yıl, 8 Ay önce Karma: -10
AddThis Social Bookmark Button
التحريف
التحريف لغةً التغيير. وفي الاصطلاح تغيير النص لفظاً أو معنى. والتغيير اللفظي قد يتغير معه المعنى وقد لا يتغير، فهذه ثلاثة أقسام:
1. تحريف لفظي يتغير معه المعنى، كتحريف بعضِهم قولَه تعالى: ( وكلم اللـهُ موسى تكليماً ) إلى نصب الجلالة ليكون التكليم من موسى.
2. وتحريف لفظي لا يتغير معه المعنى، كفتح الدال من قوله تعالى: ( الحمدُ لله رب العالمين ). وهذا في الغالب لا يقع إلا من جاهل، إذ ليس فيه غرض مقصود لفاعله غالباً.
3. وتحريف معنوي، وهوصرف اللفظ عن ظاهره بلا دليل. كتحريف معنى اليدين المضافتين إلى الله إلى القوة والنعمة ونحو ذلك.

Tahrîf:

Tahrîf dilde değiştirmek demektir. Terim olarak tahrîf, nassı (ayet veya hadisi) lafız veya anlam olarak değiştirmektir. Lafzı değiştirmeyle beraber anlam ya değişir ya da değişmez.

Tahrîf üç kısımdır:

1- Anlamı Değişen Lafız (Söz, Kelime) Tahrîfi: Bazılarının sırf konuşan Mû- sâ Peygamber olsun diye “Ve Allah Mûsâ ile konuştu” (Nisâ, 64) ayetinde Allah lafz-ı celâlini üstün okumaları gibi.

2- Anlamı Değişmeyen Lafız (Söz, Kelime) Tahrîfi: “Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” (Fâtiha, 2) ayetinde dâl harfini üstün okumak gibi. Bu tür hata, genellikle cahilden kaynaklanan hata olup kasıtlı olarak ard niyetle yapılan bir hata değildir.

3- Anlam Tahrîfi: Delilsiz olarak bir lafzı (sözü, kelimeyi) açık anlamı dışına çıkarmaktır. Allah’a izâfe (nispet) edilen “iki el”’in kuvvet, nimet ve benzeri sözlerle anlamını değiştirmek gibi.

Not: Meşhur Tefsir alimi ve Bağdat’taki Hanifilerin imamı Alusi İmam Ebu Hanife’nin ve diğer imamların Tevil hakkındaki görüşlerini açıklarken şunları söylemektedir.

Senin de bildiğin gibi büyük alimlerin ve İslam’ın ileri gelenlerinin çoğunun yolu teşbih ve tescimi reddetmeyle birlikte mutlak olarak tevil’den kaçınmaktır. İmam Ebu Hanife İmam Malik İmam Ahmed İmam Şafii Muhammed b el-Hasen Sa’d b Mu’az el-Mervezi Abdullah b Mübarek Süfyan es-Sevri’nin arkadaşı Ebu Muaz b Süleyman İshak b Rahuye Muhammed b İsmail el-Buhari Tirmizi ve Ebu Davud..bu büyük alimlerdendir (Ruhu’l-Meani (6/156)

التعطيل
التعطيل لغة التفريغ والإخلاء. وفي الاصطلاح - هنا - إنكار ما يجب لله تعالى من الأسماء والصفات، أو إنكار بعضه، فهو نوعان:
1. تعطيل كلي. كتعطيل الجهمية الذين ينكرون الصفات، وغلاتُهم ينكرون الأسماء أيضاً.
2. وتعطيل جزئي. كتعطيل الأشعرية الذين ينكرون بعض الصفات دون بعض.
وأول من عرف بالتعطيل من هذه الأمة هو الجعد بن درهم.

Ta’tîl

Dilde ta’tîl, boşaltmak (bir şeyin veya kavramın içini boşaltmak) ve terk etmek demektir. Terim olarak ise, Allah Teâlâ için gerekli olan isim ve sıfatların tamamını veya bir kısmını inkar etmektir. Buna göre ta’tîl iki kısımdır:

1- Tam (Küllî) Ta’tîl: Allah’ın sıfatlarını inkar eden Cehmiyye gibi. Bunların aşırıları, Allah’ın isimlerini de inkar ederler.

2- Kısmî (Cüzî) Ta’tîl: Allah’ın bazı sıfatlarını kabul edip bazılarını inkar eden Eş’ariyye gibi. Bu ümmet içinde ta’tîl fitnesi ile bilinen ilk kişi el-Ca’d b. Dirhem’ dir.

Not: Ebu’l-Hasen el-Eşari önceleri Mutezile mezhebine mensuptu Bu 40 yıl kadar böyle devam etti ancak daha sonra bu görüşten vazgeçmiştir ve ehli sünnet yolunu benimsemiştir Ehl’i sünnet’in mutezileye karşı en büyük savunucularındandır O Makalatu’l-İslamiyyin es-Sıfat ver er-Reddu ale’l Mucessime gibi pek çok eser yazmıştır ( Zehebi Siyer (15/85/90) (Burada kastedilen Eşari’ler İmam Eşari’ye kendilerini nispet edip aslında Eşari’nin yolundan ayrılan kişilerdir.

التكييف
التكييف حكاية كيفية الصفة، كقول القائل: كيفية يد الله أو نزوله إلى السماء الدنيا كذا وكذا.

Tekyîf

Tekyîf, bir sıfatın niteliğini (keyfiyetini) anlatmaktır. Allah’ın elinin ya da dünya göğüne inmesinin niteliği şöyle şöyledir, demek gibi.

التمثيل والتشبيه
التمثيل إثبات مثيل للشيء. والتشبيه إثبات مشابه له. فالتمثيل يقتضي المماثلة، وهي المساواةُ من كل وجه. والتشبيه يقضي المشابهة وهي المساواة في أكثر الصفات. وقد يطلق أحدهما على الآخر.
والفرق بينهما وبين التكييف من وجهين:
أحدهما: أن التكييف أن يُحكى كيفية الشيء، سواء كانت مطلقة أم مقيدة بشبيه. وأما التمثيل والتشبيه فيدلان على كيفية مقيدة بالمماثل والمشابه. ومن هذا الوجه يكون التكييف أعمَّ، لأن كل ممثِّلٍ مكيِّفٌ ولا عكس.
ثانيهما: أن التكييف يختص بالصفات، أما التمثيل فيكون في القدْر والصفة والذات، ومن هذا الوجهِ يكون أعمَّ لتعلقه بالذات والصفات والقدْر.
ثم التشبيه الذي ضل به من ضل من الناس على نوعين، أحدهما تشبيه المخلوق بالخالق، والثاني تشبيه الخالق بالمخلوق.
فأما تشبيه المخلوق بالخالق فمعناه إثبات شيء للمخلوق مما يختص به الخالق من الأفعال والحقوق والصفات. فالأول كفعل من أشرك في الربوبية ممن زعم أن مع الله خالقاً. والثاني كفعل المشركين بأصنامهم حيث زعموا أن لها حقاً في الألوهية فعبدوها مع الله. والثالث كفعل الغلاة في مدح النبي  أو غيره، مثلِ قول المتنبي يمدح عبد الله بنَ يحيى البُحتُري: ( فكن كما شئت يا من لا شبيه له، وكيف شئت فما خلق يدانيكا ).
وأما تشبيه الخالق بالمخلوق فمعناه أن يثبت لله تعالى في ذاته أو صفاته من الخصائص مثلَ ما يثبت للمخلوق من ذلك، كقول القائل: إن يديِ الله مثلُ أيدي المخلوقين، واستواءَه على عرشه كاستوائهم، ونحوِ ذلك. وقد قيل إن أول من عرف بهذا النوع هشام بن الحكم الرافضي، والله أعلم.

Temsîl ve Teşbîh:

Temsîl, bir şeye örnek, teşbîh ise benzer vermektir.

Temsîl (iki şey arasında) her bakımdan eşitlik ve denklik bulunmasını, teşbih ise bir çok bakımdan eşitlik ve denklik bulunmasını gerektirir. Bunların biri diğeri yerinde de kullanılır.

Bunlar ile (temsîl ve teşbîh) tekyîf arasında iki bakımdan fark vardır:
Birincisi:

Tekyîf, bir şeyin niteliğini mutlak olarak veya bir benzerle kayıtlayarak anlatmaktır. Temsîl ve teşbîh ise, örnek ve benzerle kayıtlanmış bir niteliği gösterir. Bu bakımdan tekyîf daha geneldir. Çünkü her mümessil (temsil yapan) aynı zamanda mükeyyif (tekyif yapan)dir, tersi olamaz.

İkincisi:

Tekyîf sıfatlara özgüdür. Temsîl ise değerde (adet), sıfatta ve zâtta olabilir. Bu bakımdan yani temsîlin zât, sıfat ve değerle olan ilgisi bakımından temsîl daha geneldir.

Sonra insanlar içinde birçok kimsenin sapıtmasına neden olmuş teşbîh de iki kısma ayrılır:

Birincisi: Yaratılmışı yaradana benzetmek.

İkincisi: Yaradanı yaratılmışa benzetmek.

Yaratılmışı Yaradana Benzetmek

Allah’a özgü fiiller, haklar ve sıfatlardan herhangi birini yaratılmışa da vermek demektir.

Birincinin yâni Allah’ın fiillerinden herhangi birini yaratılmışa vermenin örneği: Allah ile beraber başka bir yaratıcı bulunduğunu ileri süren kişinin Rubûbiyyet Tevhidinde Allah’a şirk koşması gibi.

İkincinin yani Allah’ın haklarından herhangi birini yaratılmışa vermenin örneği: Müşriklerin, putlarının ilahlık hakkı olduğunu ileri sürerek onlara tapıp kulluk etmeleri gibi.

Üçüncünün yâni Allah’ın sıfatlarından herhangi birini yaratılmışa vermenin örneği:

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’i övme veya diğer konularda aşırıya kaçanların yaptıkları şeyler gibi. Örneğin Abdullah b. Yahyâ el-Buhturî’yi öven Mütenebbî’nin:
Ey benzeri olmayan kimse, dilediğin gibi ol.

Ve nasıl istersen öyle ol. Sana benzer bir kimse yaratılmamıştır. sözünde olduğu gibi.

Yaradanı Yaratılmışa Benzetmek

Bu ise yaratılmışa ait olan bazı özellikleri Allah’ın zâtına ve sıfatlarına vermektir.
“Allah’ın iki eli yaratıkların elleri gibidir”, “Allah’ın arşına istiva etmesi yaratıkların tahtlarına oturup kurulmaları gibidir” ve benzeri sözler gibi.

Bu çeşit sözler söylemekle bilinen ilk kişinin, Râfızî olan Hişâm b. el-Hakem olduğu söylenir. Allah en doğrusunu bilir.

الإلحاد
الإلحاد في اللغة الميل. وفي الاصطلاح الميل عما يجب اعتقاده أو عمله. وهو قسمان: أحدهما في أسماء الله، الثاني في آياته.
فأما الإلحاد في أسمائه فهو العدول عن الحق الواجب فيها. وهو أربعة أنواع:
1. أن ينكر شيئاً منها، أو مما دلت عليه من الصفات، كما فعل المعطلة.
2. أن يجعلها دالة على تشبيه الله بخلقه، كما فعل المشبهة.
3. أن يسميَ الله بما لم يسمّ به نفسه، لأن أسماء الله توقيفيةٌ، كتسمية النصارى له أباً وتسمية الفلاسفة إياه علةً فاعلة ونحوِ ذلك.
4. أن يشتق من أسمائه أسماءَ للأصنام، كاشتقاق اللات من الإله والعزى من العزيز.
وأما الإلحاد في آياته فيكون في الآيات الشرعية - وهي ما جاءت به الرسل من الأحكام والأخبار - ويكون في الآيات الكوني - وهي ما خلقه الله ويخلقه في السموات والأرض-.
فأما الإلحاد في الآيات الشرعية فهو تحريفها أو تكذيب أخبارها أو عصيان أحكامها.
وأما الإلحاد في الآيات الكونية فهو نسبتها إلى غير الله أو اعتقاد شريك أو معين له فيها.

İlhâd:

İlhâd, dilde eğilim, terim olarak da inanılması ya da yapılması gerekli olan şeyden başka yana sapmak demektir. İlhâd iki kısımdır:

Birincisi: Allah’ın İsimlerinde İlhâd

İkincisi: Allah’ın Ayetlerinde İlhâd

Allah’ın İsimlerinde İlhâd:

Bu isimler için kaçınılmaz ve gerekli olan gerçekten sapmaktır. Bunun da dört çeşidi vardır:

1- Ta’tîlcilerin yaptıkları gibi isimlerden herhangi birini veya bunların gösterdiği sıfatları inkar etmek.

2- Teşbîhcilerin yaptıkları gibi isimleri, Allah’ı yaratıklarına benzetmek için bir kanıt (gösterge) olarak kullanmak.

3- Allah’ın kendisine vermediği bir takım isimlerle Allah’ı adlandırmak. Çünkü Allah’ın isimleri tevkîfîdir yâni delile dayalıdır. Bu çeşide örnek, Hıristiyanların Allah’ı “baba”, filozofların da “ille-i fâile=etkin güç” olarak isimlendirmeleri.

4- Allah’ın isimlerinden putlara isimler türetmek gibi. el-İlâh isminden “el-lât”, el-azîz isminden “el-uzzâ” adları türetmek gibi.

Allah’ın Âyetlerinde İlhâd:

Bu, ya peygamberlerin getirdiği hükümler ve haberlerden oluşan şer’î ayetlerde ya da Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı ve yaratmakta olduğu varlıklar olan kevnî ayetlerde olur.

•Şer’î ayetlerdeki İlhâd, ya bu ayetleri tahrîf etmek, yahut bunların bildirdiği haberleri yalanlamak veya da hükümlerine karşı çıkmaktır.

•Kevnî ayetlerdeki ilhâd ise, bu ayetleri, Allah’tan başkasına nispet etmek veya bu ayetlerde bir ortağı ve yardımcısı olduğuna inanmaktır.
editor
Administrator
Gönderiler: 82
graph
Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Son Düzenleme: 28/03/2010 15:59 Düzenleyen editor.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
Üste gitSayfa: 1

Üye Giriş Formu

Allah yaratılış gayesi yaratılışgayesi davet muhammed melek Kuran Sünnet hadis ayet cennet, cehennem, islam, insan, yazılı, sesli, video, yayın, ebu, said, enes, canlı, tv, abdurrahman, musa, isa, ibrahim, nuh, ıstılah, sohbet, albani, buhari, muslim, tirmizi, nesai, ibn, mace, taberi, kesir, kurtubi, sitte, ebu, davut, davud, sunen, dua,  büyü, cin, sihir, tılsım, ahmed, korunma, edeb, rukye, oruç, namaz, kurban, bayram, ramazan, fıtrat, tevhid, uluv, risale, tahkik, menhec, tahric, nur, muaz, zaman, sema, arş, cübbeli, harun, isa, yahya, vahiy, islami, video, islamivideo, mesnevi, mevlana, guraba, kitap, al, oku, öğren, cd, indir, download, ebu said tasavvuf mevlana fetva ayet ebusaid kitap kays leyla mecnun celalettin celaleddin rumi kimya zahir tecelli vasıf tanımak nitelemek hadis ilim  amel iman nas iman ıstılahşeriathakikathükümkuran sünnet küfür şirk tevhid sünnet kalp hayat zikir iman

Şu anda 1411 ziyaretçi çevrimiçi